Tag Archives: hayat

Makineleşmiş Hayaller

Koyu kışın ortasında yıldızlara bakarak uykuya dalmayı istedim dün gece. Radyoda en sevdiğim şarkı çalarken, yayının gitmesiyle kendime geldim. Ayaz ve fırtına sebebiyle müzik keyfim yarım kaldı. Radyo yok, müzik yok, yıldızlar yok! Ama hayal kurmak için bunlara gerek de yok dedim kendi kendime. Fakat

Yeni Arkadaşım

Bazen bir insan giriverir hayatınıza aniden. Belki de gönülsüzdünüz başta ona kapıyı açarken, belki önyargılı, belki de sırf yorgunluktan ve ona ayıracak zamanınız ve enerjiniz olmadığı için neredeyse onu reddecektiniz. Oysa bilemezsiniz ki, hayatta kim neler dikecek bahçenize, kim neler sökecek! İşte bu yüzden her

Bir Tadımlık Hayat

Çoğu zaman o kadar çok gündelik hayatın derinliklerine dalıyoruz ki, bir gün oksijenimizin tükenip yüzeye çıkamama ihtimalini unutup, yılları deviriyoruz ardı ardına. Sabah oldu, öğlen oldu, akşam oldu döngüsu bazen öyle renksiz bir hal alıyor ki, ne soluduğumuz havadan, ne duyduğumuz bir kuşun sesinden, ne

Aradığınız Kişi Değiliz

Kalabalığın o kadar dışındayız ki ve tanıdık olan her şeye o kadar yabancı… Sırtımıza bayrak asıp saatlerce sokakta gezmiyor, alnımıza “Atam İzindeyiz”    kurdelesi bağlamıyoruz. Dillerde dolaşan şarkıları dinlemiyor, in ve out‘lar eşliğinde yaşamıyoruz. Facebook’ta bir günde 100.000 kişi toplamak için uğraşmıyor, Twitter’da popçuları takip etmiyoruz. Reklamlardan

Yaşasın Karanlık

Elektrikler kesildi dün aniden. Bir anda kapkaranlık bir yaşama fırlatıldık. Önce karanlıkta dikkatlice ilerleyerek bir çakmak bulmaya çalıştık, sonra da yakmak için mumu. Yine kızdık kendi kendimize, neden mumu el altına değil de zor ulaşılan bir yere koyduk diye. Bu arada mumu ararken epeydir evde

Fanus – 2

Geçmişe dönük yaşadıklarımın aynalara yansımasıyla günleri sayıyorum, kızlığımla bilinmeyenlerde yürüyorum duygularım hiçken, tramvay gelir belki bir masum çocukçasına alır götürür beni gideceği yere, gökyüzüne baktığım anda, sözde masum elleriyle, sunulan soğuk bir hava, bana armağan(!). Etrafımda gözyaşları dolanıyor, ben ise almışım elime şemsiyemi köpeklerin gözlerinden

Karınca Misali…

Her zaman bir şeyler eksiktir hayatımızda, hiç tamam olamayız ve bunun hiçbir zaman mümkün olamayacağını düşünürüz. Eğitimimiz tamamdır mesela fakat kariyere açılacak kapının anahtarı yoktur. Nedir bu anahtar denen zımbırtı; yabancı dil, sertifikalar, kurslar falan… Bir evimiz vardır içinde mutluyuzdur aslında ama geçim sıkıntısı vardır,

Huzurlu Ölmek İstiyorum!

Başta insanlar olmak üzere herkesten kaçıyorum, kaçabildiğim kadar. Koşuyorum sığınabileceğim bir yer bulana dek. Sığınacak yer ararken bütün yaşadıklarım aklımdan geçiyor. Onları umursamıyorum, ben yaşayamadıklarımın peşinden koşuyorum.Daha, henüz doğmamışken kaybettiklerimi arıyorum. Bedenini başkasına satan fahişeler gibi, ruhunu başkasına satanlardan kaçıyorum. Sadece, kendi ruhuma sığınıyorum bu

Bırak Dağınık Kalsın Düşlerin…

Sahip olduklarımız,  sahip olmayı hayal ettiklerimizdir belki de.  Sahip olmayı istediğimiz ne varsa onun için çabalarız hayatta. Doğarız, büyüyüp gelişiriz. Büyüdükçe isteklerimiz, sorumluluklarımız da artar. Apayrı bir çaba içerisine gireriz.  Aslında bu,  kendimizi bulma, yani kişisel bir kimlik oluşturma çabasıdır. Topluma kendimizi kabul ettirmek için

"Ölmek İstiyorum" (Şaka Yapıyor Olmalısın!)

“Ölmek istiyorum”. Bu cümleyi son zamanlarda fazlasıyla kullanır olduk. Hayatımızda yaşadığımız süreç içerisinde başımızdan geçen birtakım olaylara verdiğimiz sıradan bir tepki haline geldi. Tepkiyle kalsa gene iyi bazıları bunu gerçekten icraata geçiriyor.  Ben uzun zamandır düşünüyorum bir türlü anlam veremiyorum. Bizim hayatımız bu kadar ucuz