Tag Archives: çocuk

Soğuk Günlerimin Sıcak Anıları

Önceki bayramlar denir hep, önceki Ramazanlar… Şimdi, hiçbirinin yeri, eskiyi tutmuyor denir. Ben de “nerede çocukluğum?” diyorum. Hoplayıp, zıpladığımız, yeri geldi düştüğümüz, kavga ettiğimiz o günler nerede? Her şeyin tadı bile farklıydı o zamanlar. Pamuk şekerinin ne rengi ne de tadı değişti ama eski tadı

Kutu'muz

Toplumun size giydirdiği bütün kostümleri çıkartın önce, bütün çıplaklığıyla bir insansınız. Normları, dinleri, ailenizi ve çevrenizdeki tüm yargıları bir kenara koyun. Siz bu dünya üzerindeki milyonlarca bedenden birisiniz. Halbuki bize ne kadar uzak değil mi bu düşünce? Kendi kutumuz içinde bir hayat kuruyor ve evcilik oynuyoruz yıllar boyu. Bir müzik

Ciğerlerime Kadar Acı Doluyum, Hücrelerime Kadar Nefret

Hayatın toz pembe olmadığını fark etmem zaman almamıştı yaşıtlarıma göre. Büyümem ve olgunlaşmam da öyle sanırım. Herkes sokaklarda oyunlar oynayıp gülerken, eğlenirken, ben sessiz köşeme çekilip olan biteni seyrederdim. Gücüm yoktu sesimi çıkaramazdım fakat biriktirdim zihnimin bir köşesinde, söylemek isteyip de söyleyemediğim o çirkin ama gerçek

Hatırlatmak İstedim

Proje dersi için huzur evini ziyarete giden arkadaşlarım on kişiden geçmişe dair özlemlerini bir mektupla dile getirmelerini istemişler. Bahsettikleri kadarıyla hepsi evlat ve torun özleminden söz etmişler. Unutamadığı eski bir aşk, ölen bir eşe özlem duyan yok muydu aralarında diye sormak istedim ve hayır cevabını

Miras

Saatim sizde kalsın beyefendi onu size bırakıyorum. Zaman mefhumunu kaybedeli uzun zaman oldu zaten, saate bakıp zamanı takip etmeyi yersiz buluyorum.  Parasızlık da büsbütün sarstı dengemi üstelik. Doğduğumdan beri hayallerimin su almasına alıştı da ruhum, gövdem ayakkabılarımın su almasından pek şikayetçi. Zaten epeydir şöyle adam

Değersizleşen Değerlerimiz

Bizi biz yapan anne, baba ve çocuk. Tarihimiz boyunca hep beraber yaşamış kenetlenmişiz birbirimize. Hatta ninelerimizle yaşarmışız o dönemlerde. Büyüklerin fikri alınırmış, sonra yola çıkılırmış. Akrabalık bağlarımız bile farklıymış yakın tarihimizde. Küs olsak bile yardımına koşar sonra kaldığımız yerden devam edermişiz, peki şimdi? Bırakın kardeşlerimizi

Hastasıyım Minionların

Heyecanla beklediğim an geldi ve Despicable Me 2, Türkiye’de vizyona 4 Ekim tarihinde girdi. Koştum, gittim, 3D ve korkunç bir Türkçe dublajla izledim. Açıkçası Türkçe dublaja mecbur kalacağımı bildiğim halde, Aralık ayında Amerika’da piyasaya sürülecek olan DVD sürümünü beklemek istemedim.  Bu animasyonu bu kadar çok

Bizim Oralardaki Kız

Bizim oralar diye bir laf vardır herkes bilir. Memleketinden her ayrı kalan, her hasret çeken yaşar bu duyguyu.  Bizim çocuk daha iyi biliyordu. Çünkü bizim kızdan ayrı kalmıştı. Saçlarına dokunamaz, güzel yüzünü okşayamaz olmuştu. Rüzgâr gibi bir şeydi bu ayrılık denen şey. Olunca bir anda

Sinem: Var mı Ondan Güzeli?

“Var mı ondan güzeli?” diye başlıyordu haberin başlığı. Gazeteyi elime aldığımda dikkatimi çeken ilk başlık o olmuştu. Adı Sinem’di, doğduktan 1 yıl sonra babasını kaybetmiş, 4 yaşındayken ailesiyle beraber Erzurum’un Aşkale ilçesinde depreme yakalanmış. Deprem sonrası kaldıkları çadırda yangın çıkınca yüzü, elleri, kirpikleri ve saçları